Fazıl Say: Çocuklar bırakın düşsünler

Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, toplumsal medya hesabından anne ve babalara tavsiye niteliğinde dikkat çeken tabirler paylaştı.

Çocukların “düşerek” kendilerini bulabileceklerini anlatan Fazıl Say, “Ben kesin bir düşerken öğrenenlerdenim. O denli sert ki; 18 yaşımda bir buçuk yıl, parmağımı, elimi kolumu kıpırdatamamıştım” diye yazdı.

İşte Say’ın o manalı paylaşımı:

Yaş 13 , yaş 14-15-16-17-18…
Çocuk.
Düşünmez.
Yapar.
Müthiş şeyler yapar.
Ama çocuktur.
Harika çocuktur.
Sonra???
O “akış”;
Özünde o
“Bilinçli akış” değildir.
Ve çocuk bir gün; 17-18-19 yaşlarındayken kendine sorar;
-Yahu ben bunu nasıl yapıyorum” der.
Ve sırat köprüsü ve UÇURUM kenarı orasıdır.
Harika çocuklar.
Müzikte kusursuz çocuklar.
1500 kişi ortasından birinci 8’e girenler, çok yeterli ilerleyenler, aileleri ardında olanlar. Düzgün okullar kazananlar vesaire vesaire..
Ve o gün gelir..
Uçurum.
Çocuk sorar “Nasıldı?” Diye. Atar kendini. Bir düşüş başlar. Büyük , çok süratli bir düşüş.
İşte o düşüşte,
insan,
uçmayı düşerken öğrenir ve kurtulur.
Ya da düşer çakılır.
Yok olur.

Hayat; saçma birincilikler, saçma muvaffakiyetler, palavradan bir şeyler değildir. Hayat sıkıntı bir imtihandır. Ve imtihan gazete haberlerinde yahut filanca okul imtihanı kazanmalarla değildir; uçurum sırat köprüsünde başlar.
Hazırlık orada olmalıdır.
Ben kesin bir düşerken öğrenenlerdenim. O denli sert ki; 18 yaşımda bir buçuk yıl, parmağımı, elimi kolumu kıpırdatamamıştım. Değil tuşa basmak, değil Beethoven Sonatlarını çalmak! Kıpırdamak mümkün olmamıştı!
Lütfen, lütfen.
Çocuklarımıza sahip çıkalım.
Desteklediğim, gönülden inandığım 15 çocuğun 14’ü o uçurumdan o “kendini bulma”dan düştü çakıldı kardeşim.
Rakam mı arıyorsun?
Gerçek sayı bu.
Zor.
Bırak.
Bırak çocuğunu. İtme.
Bırak.
İç gücü kuvvetli ise olacak.
İç gücünün en büyük inancı nedir biliyor musun?
Bilgi.
Ne kadar çok bilgi, o kadar düzgün.
Gerisi, saçma gazete haberleri, toplumsal medya bimlemlesi, laf ı güzaf.
Gerçekçi ol. Anne baba..
Hazırlıklı ol o kaçınılmaz düşüşe..
Çocuğunu “bilgisizlikle” itiyorsun . Yanlış ediyorsun…
O “hayat” zira ..
yaşamak…
dikkat..
İzin ver çocuğuna!